![]()
Her akşam iş dönüşü mahallede boş bir kaldırım kenarı bulmak, adeta Game of Thrones dizisinde taht mücadelesi vermeye benzer. Kurallar basittir: İlk gelen kapar, ikinci gelen iki tur atar, üçüncü gelen ise arabayı komşu ilçeye bırakıp taksiyle döner.
Bu kutsal savaşta en popüler silah “kutsal duba” veya paslı bir yağ tenekesidir. Üzerine “Rezerve” yazılmasa da mahalleli bilir ki, o dubayı kaldırmak bir savaş ilanıdır. Bir de “camdan bakan teyzeler” hava savunma sistemi vardır; sokağa yabancı bir araba yanaştığı an perdeler aralanır, göz hapsi başlar.
Eğer şans eseri iki araç aynı boşluğa aynı anda burnunu sokarsa, zaman durur. Korna sesleri, camdan uzanan “Kardeş ben buraya 20 yıldır park ediyorum” niyet beyanları havada uçuşur.
Sonuç mu? Gece yarısı binbir zahmetle daracık iki aracın arasına milimetrik hesaplarla sığdırdığınız arabanızı, sabah tamponunda küçük bir “mahalle hatırası” çizgisiyle bulursunuz. Çünkü burası mahalle; burada park yeri tapu gibidir, verilmez, hakkıyla (veya biraz yüzsüzlükle) alınır!














