![]()
İnsanlığın en tuhaf, en çelişkili, en “ne yapıyorum ben” alışkanlığı budur herhalde: Aylardır beklediğin tatile sonunda vardın, daha ilk gününden “eve ne zaman döneceğim?” diye saymaya başlarsın!
# Adım Adım Ters Giden Tatil Serüveni
– Aylarca plan yaparsın: “Şehri gezeceğim, denize gireceğim, hiçbir şey düşünmeyeceğim, evin işini gücünü unutacağım!” Derken yola çıkarsın, daha otel kapısından içeri adımını atar atmaz ilk düşünce gelir: “Eve dönüşe 6 gün var mıymış?”
– İkinci gün: Güzel manzaraya bakıyorsun, fotoğraf çekiyorsun, sonra içinden geçen o ses: “Acaba evin penceresini açık mı bıraktım? Çamaşır makinesini çalıştırıp mı çıktım? Kedi yeterli yiyeceğe sahip mi?”
– Üçüncü gün: Herkes eğlenirken senin kafanda başka bir hesap var: “Dönüş yolunda trafik olur mu? Hangi gün paketleri açarım? Yatağıma yatsam nasıl olurdu şimdi?”
– Son gün yaklaşırken: Aslında orada çok mutluydun, yemekler güzeldi, hava harikaydı ama artık tek isteğin kendi evinin kapısını açmak, kendi terliğinin ayağına geçmek.
# Bizi Bize Bırakan Komik Gerçekler
– Gittiğin yer ne kadar güzel olursa olsun, kendi evin gibi hiçbir yer yoktur sözü sadece tatile gittikten sonra hatırladığın bir gerçektir.
– Tatildeki en güzel an bile, kendi yatağında uyumak hayaliyle gölgelenir.
– Dönüş günü yaklaştıkça “bir daha uzun süre tatile çıkamam” diye yemin edersin, eve vardığın ikinci gün ise “bir sonraki tatil ne zaman olacak?” diye planlamaya başlarsın.
– En komik yanı: Orada olmadığın zaman orayı özlersin, orada olduğun zaman ise evi özlersin. İnsanlık olarak bizim en büyük özelliğimiz budur işte: her zaman bir yerdeyken başka bir yerde olmayı istemek!
# Sonuç #
Sorun değil! Bu demek değil ki tatili sevmedin. Bu demek ki senin bir evin, bir düzenin, ait olduğun bir yer var. Bırak say günleri, bırak özle evini. Sonunda döndüğünde o kapıyı açıp “evet burası benim yerim!” dediğin an, bütün saydığın günlerin hakkı çıkıyor














