![]()
En Kolayı İnsan Olabilmekken Neden Zorlaştırıyoruz?
Bazen durup etrafıma bakıyorum ve içimden sadece şu cümle geçiyor: “Üzücü, gerçekten çok üzücü.” Bugün bir arada yaşamanın, aynı havayı solumanın ağırlığı altında ezildiğimi hissediyorum. Çünkü artık en temel insani refleksleri bile kaybetmiş bir gürültünün tam ortasındayız.
Sıraya girmeyi bilmeyen, çöpünü nereye atacağını kestiremeyen, direksiyon başına geçtiğinde diğer insanların canını hiçe sayan bir düzen bu. Nezaket, tahammül, hoşgörü ya da en önemlisi başkasının hakkına saygı duymak… Hepsi sanki hiç var olmamış kavramlar gibi. İşin en acı kısmı ise tüm bu kuralsızlığı ve bencilliği kendilerinde bir “hak” olarak görmeleri. Kendine ait olmayan bir alana vahşice saldırırken arkalarında bıraktıkları o yıkımı hiç umursamıyorlar.
Merak ediyorum; bu pervasızlığın arkasında nasıl bir motivasyon var? Bu öfke, bu sevgisizlik nereden besleniyor? Çocukken kimse elinizden tutmadı mı, kimse sizi gerçekten sevmedi mi?
Hayat kendi koşturmacası, dertleri ve sorumluluklarıyla zaten yeterince zor, zaten yeterince yükü var omuzlarımızda. Oysa her şeyi güzelleştirmenin yolu o kadar basit ki… Bu hayatta seçebileceğimiz en zahmetsiz, en masrafsız ve en konforlu yol, sadece “insan” olabilmek. Birbirimizin hakkına basmadan, saygıyla ve nezaketle yürümek bu kadar zor olmamalı.















İnsan olmayı zorlaştırıyoruz ama neden? İnsanlık değerlerini hatırlamalı ve birbirimize şefkat ve anlayış göstermeliyiz. 👏