![]()
İstanbul’da nüfus sayımı yapmaya gerek yok; metrobüse binip sağa sola bakmanız yeterli. Eğer yanınızdaki kişi memleket lafı açıldığında göğsünü kabartıp “Yiğidonun harman olduğu yerdeniz!” diyorsa, tebrikler, İstanbul’daki 1 milyona yakın Sivaslıdan birine denk geldiniz. Resmi olarak Megakent’te yaşıyor olabilirler ama kalplerinde hala Madımak çorbası kaynıyor.
Bu öyle bir bağlılık ki, Bağcılar’dan Kadıköy’e kadar her sokakta bir “Sivas bilmem ne köyü yardımlaşma derneği” bulabilirsiniz.İstanbul trafiğinde sıkışıp kaldığınızda etrafınıza bakın; en az üç arabanın arkasında “58” etiketini veya “Sivaslıyız, her yerde haklıyız” yazısını görmeniz an meselesidir. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet olabilir ama pazar günleri Belgrad Ormanı’nı mangal dumanıyla fetheden kesinlikle Sivaslılardır.
Gurbette birbirlerini bulma hızları Tinder’dan daha gelişmiştir. “Gııı”, “Nörüyon” veya “Gadasını aldığım” seslerini duydukları an, İstanbul’un o kaotik havası anında yerini Kangal festivaline bırakır.
Kısacası; İstanbul’un taşı toprağı altın derler ama Sivaslılar için İstanbul’un taşı toprağı, sadece Sivas’a giden yolda birer mola














