![]()
Her iş yerinde, mesai saatleri içinde tam olarak ne ürettiğini NASA’nın bile çözemediği ama sorsan holdingi tek başına ayakta tutan gizemli bir canlı türü yaşar. Bu tipler, tek bir satır iş yapmadan “ofisin en fedakar neferi” illüzyonunu yaratma konusunda birer ordinaryüstür.
Stratejileri tamamen “büyük resmi yönetmek” üzerinedir. Masalarında her zaman atom parçalanmış süsü verilmiş, darmadağın üç beş klasör durur. Monitörlerinde ise her an kapatılmaya hazır, kimsenin anlamadığı devasa bir grafik hep açıktır. Yanlarından geçerken öyle bir “Sabır ya sabır…” çekip alınlarını ovarlar ki, sanırsınız o an ülkenin dış borcunu yapılandırıyorlar. Oysa alt sekmede sadece akşam ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.
En ölümcül silahları ise “agresif klavye tıkırtısı” ve “telaşlı yürüyüştür.” Koridorda elinde boş bir kağıtla, sanki arkasından tazı kovalıyormuş gibi depar atan birini görürseniz sakın bulaşmayın; muhtemelen mutfağa son kalan çöreği kapmaya gidiyordur. Klavyeden yükselen o makineli tüfek sesleri ise teslim edilecek projeden değil, tamamen gruptan gelen dedikoduya verdikleri hararetli tepkidendir.
Hiçbir şey yapmayarak herkesi daha çok yoran bu illüzyonistleri alkışlıyoruz; çünkü dürüst olalım, bu kadar boş yapıp bu kadar yorgun görünmek de üstün bir performans sanatı!














