![]()
90’larda öğrenci olmak, bugünün yapay zekasına sahip akıllı telefonlarıyla kopya çekmeye benzemezdi. O dönem kopya çekmek; yüksek adrenalin, zanaatkarlık ve kusursuz bir kamuflaj yeteneği gerektiren adeta bir ata sporuydu.
İşte o dönemin, yakalanınca “Hocam arkadaş silgi istedi de ona bakıyordum” masumiyetiyle soslanmış, James Bond’u kıskandıracak efsanevi yöntemleri:
-Sıraların Üzerindeki Gizli Hiyeroglifler: Sınavdan önceki teneffüste sıra kurşun kalemle adeta bir ansiklopediye dönüştürülürdü. Sınav anında ise dirsek koordinasyonu devreye girerdi: Hoca bakarken kapat, hoca dönünce aç!
-Bacak Arası Kütüphanesi: Genellikle uzun etek giyen kız öğrencilerin tekelinde olan bu yöntemde, etek altına gizlenen notlar, hocanın bakış açısına göre mikroskopla incelenir gibi okunurdu.
-Tükenmez Kalem Ameliyatı: Şeffaf tükenmez kalemlerin içi çıkarılır, o incecik rulo kağıt içine sığdırılırdı. Notu okumak için harcanan göz enerjisiyle atom parçalanabilirdi.
-Yara Bandı ve Akordeon Notlar: Parmakta hiçbir şey yokken sarılan devasa yara bantlarının altından mini akordeon şeklinde katlanmış “kopya kağıtları” çıkardı.
90’lar kuşağı, bu kısıtlı imkanlarla yakalanma riskini sıfıra indirmek için FBI ajanlarından daha stratejik düşünmek zorundaydı. Bugünün gençleri her şeyi Google’a soradursun, o dönemin kopyacıları dar alanda kısa paslaşmaların gerçek şampiyonuydu!














