![]()
Geçmiş olsun, bir yakınımızı daha kaybettik. Düne kadar “Ne işim olur çekik gözlülerle” diyen arkadaşınız, bugün sabahın dördünde ekrana kilitlenmiş, ağzından sular akarak ramen gömüyor. Tebrikler, K-Dizi virüsü bünyeye girdi bir kere.
Olay mahalli hep aynı: 16 bölümlük bir işkence maratonu. Başrol erkeğimiz ya ultra zengin bir holding varisi ya da 400 yaşında bir doğaüstü varlık; ama ortak özellikleri, hayatında hiç kız eli tutmamış gibi davranmaları. Bizimki de ekran başında “Ay ne kadar masum!” diye erirken, gerçek hayatta kendisine selam veren bakkal Hüseyin amcaya “Kaba saba herif” muamelesi çekiyor.
Semptomlar ise oldukça sevimsiz:
-Her şeye “Aigoo” diyerek tepki vermek.
-Sofrada tabağı iki eliyle uzatıp yaş hiyerarşisi kasmak.
-Sevgilisinden, yağmur altında şemsiyeyle 40 dakika bekleyerek özür dilemesini ummak.
Gerçek dünya serttir arkadaşlar; kimse size yavaş çekimde çarparak aşık olmaz, sadece omzunuz çıkar. O pembe filtreli dünyadan çıkın, yoksa yakında evdeki perdelerle hanbok dikmeye başlayacaksınız. Bu gidişat gidişat değil, benden söylemesi!














