![]()
Televizyon dünyasının iki büyük devi, Türk ve Hint dizileri, dramayı ele alış biçimleriyle adeta komedi kulvarında yarışıyorlar. İki kültürün de hikaye anlatımı kendine has absürtlüklerle dolu.
Türk dizilerinde dram, zamanı bükerek ilerler. Bir karakterin odadan çıkıp arabaya binmesi tam üç reklam arası ve 45 dakika sürer. Bakışmalar o kadar uzundur ki, karakterler birbirinin göz bebeğindeki retina tabakasını incelerken arkada çalan keman sesi izleyicinin ruhunu teslim ettirir. Kurşun yiyen başrol hemen ölmez; önce iki bölüm boyunca yoğun bakımda felsefi konuşmalar yapar.
Hint dizileri ise fizik kurallarına ve kurgu masasına meydan okur. Bir kaynana geline sinirlendiğinde, dünya durur. Aynı tokat sahnesi 18 farklı kamera açısından, her defasında cam kırılması, şimşek çakması ve yankılanan bir gerilim fon müziğiyle tekrarlanır. Karakterler şoka girdiğinde ekran önce morarır, sonra üç parçaya bölünür ve herkes sırayla kendi etrafında döner. Türk dizisinde acıdan ağlanır, Hint dizisinde ise acıdan zoom yapılır.
Özetle; Türk dizileri sizi melankoliden hayattan bezdirirken, Hint dizileri renk cümbüşü ve kurgu harikalarıyla yerçekimine olan inancınızı sorgulatır.














