![]()
Uzaya mekik gönderiyoruz ama hâlâ koridordaki plastik bir kutunun karşısında “Gözünü seveyim yeşile dön…” diye yalvarıyoruz. Evet, konumuz modern insanın en büyük acizliği: Wi-Fi çilesi.
İnternet gittiğinde insanlığın bulduğu en vizyoner çözüm hâlâ aynı: Fişi çekmek, içinden 10’a kadar sayıp geri takmak. O 10 saniyelik şamanik bekleme süresi, modern insanın en yalnız anıdır. Yıllardır aynı evde yaşayıp konuşmadığınız aile bireyleriyle göz göze gelir, “Ufaklık ne ara bu kadar büyüdü?” şokunu atlatamadan ışık yeşile döner ve herkes odasına dağılır.
Ev içi sinyal mühendisliği ise ayrı bir dram. Sırf yatak odasının dip köşesinde video izleyebilmek için telefon havada, kafa 45 derece yatık alınan “Kuğu Boynu” pozisyonları yoga hocalarında yok.
Komşu ağ isimleri ise apartman diplomasisinin aynası: Superonline_4832 şifresini değiştiremeyen emekli, SİNYAL_ÇALMA_KAPICI ile pasif-agresif savaş açan komşu ve Şifre_Söyle_Yemek_Ismarliym diyen bedavacı ergen yan yana listelenir.
Gelecekte Mars’ta koloni kursak bile lüks plazaların yerini fütüristik kapsüller alacak ama çile baki kalacak: “Hanım, uzay mekiğinin Wi-Fi şifresi neydi? Mars’ın kendi interneti çok yavaş, faturaya yansımasın!” Modeminize iyi bakın, o küçük yeşil ışıklar sönerse uzay çağında bile taş devrini yaşarsınız!














