![]()
Eşli okey, masaya oturana kadar süren o büyük sevginin, ilk hatalı taşla birlikte tek celselik boşanma davasına dönüştüğü amansız bir psikolojik savaştır. Normalde can ciğer olduğunuz o insan, ıstakanın arkasına geçtiği an ya bir dahiye dönüşür ya da sizi bitirmeye yemin etmiş bir ajana! Kazanırken her şey harikadır ama kaybederken suç her zaman sizdedir; çünkü eşli okeyde ortaklık, atılan ilk yanlış taşa kadar geçerlidir.
Bu masada iki tip eş vardır:
+ “Gözleriyle Konuşanlar”: Atılan her taşa anlam yüklerler. “Neden 4’lü attın, bana acı çektirmek mi istiyorsun?” bakışı, Nobel ödüllük bir sessiz sinema performansıdır.
+ “İçindeki Canavarı Salanlar”: Yanlış taş attığınızda masanın altından bacağınıza tekme atan, bittiğinde ise “Ben zaten senin okeyi hissettiğini anlamıştım aşkım” diyen o taktiksel ikiyüzlüler…
Eşli okeyde kural basittir: Kazanırken “Biz”, kaybederken “Sen”. Ortağınız seri yapacak diye beklerken o gider elindeki tek sayıları çifter çifter dizer. Üstelik bir de yandaki rakibe okey attırırsa, o masadan dostça kalkma ihtimaliniz, okey ıstakasının kendiliğinden dile gelme ihtimalinden daha düşüktür.
Kısacası eşli okey; sevginin, sabrın ve en önemlisi “ıstaka fırlatmamak için verilen” o irade savaşının en mizahi testidir.














