![]()
Pazartesi sabahı saat 08:00’de dünya üzerindeki en azimli insan sizsiniz. O ananaslar doğranmış, chia tohumları suya atılmış, mutfak tezgahı bir eczane titizliğiyle hazırlanmıştır. İç sesiniz kararlı: “Vücudum bir tapınak!”
Öğle yemeğinde yan masadan gelen lahmacun kokusuna karşı verdiğiniz o mücadele, aslında tarihin en büyük direnişlerinden biridir. Ancak akşam eve gidip buzdolabıyla baş başa kaldığınızda işler değişir. Domates suyuna bakarken, hayalinizde canlanan şey bir kase dolusu mantıdır.
Salı sabahı tartıdaki o oynamayan ibre, diyetin sonunun geldiğinin ilk habercisidir. Hele saat 15:00 sularında ofiste “Birisi börek getirmiş” fısıltısı duyulduğu an, tüm o “sağlıklı yaşam” idealleri yerini hayatta kalma güdüsüne bırakır. “Zaten metabolizmamı şaşırtmam gerekiyordu” yalanı, ağzınıza attığınız o ilk lokmanın sosudur.
Pazartesi sabahı büyük umutlarla kurulan o tapınak, Salı öğleden sonra bir adet un kurabiyesiyle yerle bir olur. Sonuç mu? Bir sonraki Pazartesiye kadar sürecek olan o meşhur vicdan azabı ve akşam yemeğinde sipariş edilen “teselli” pizzası.
Afiyet olsun, haftaya yine bekleriz!














