![]()
Hayatın en tuhaf dürtülerinden biridir: Evde yapacak hiçbir şey bulamamak, telefonu on kez kaydırıp aynı şeyleri görmek, televizyonun tüm kanallarını gezmek… ve sonunda “bir şeyler üretmeliyim” düşüncesiyle dolabın en arkasındaki örgü malzemelerine uzanmak.
Evet, can sıkıntısı öyle bir noktaya gelir ki, yıllardır eline almadığın şişler, yumağı dağılmış ipler birden kurtarıcın olur. “Ne var bunda, çok basitmiş” diye düşünürsün. İlk sırada her şey harika gider: İplik geçirilir, ilmek atılır, “tamam, başlıyorum” dersin.
Ama işler hemen karışır. Bir bakarsın ilmek sayısı birden artmış, bir yerde ip atlamış, örgü bir tarafı genişlerken diğer tarafı daralmış. Ne yaparsan düzelmez, geri sökmekten başka çare kalmaz. Sök, tekrar başla, yine hata yap, yine sök… İki saat geçer, elinde hâlâ on santimlik yamuk bir parça vardır.
En komik yanı da şudur: Can sıkıntısından başladığın bu iş, seni daha da sinirli hale getirir. Artık can sıkıntısı kalmaz, yerini “neden bu kadar zor geliyor?” sorusu ve şişleri fırlatma isteği alır. Sonunda pes edip ipleri tekrar dolaba kaldırırken kendi kendine söz verir: “Bir daha canım sıkılsa bile örgüye el sürmeyeceğim!” — ta ki bir sonraki aşırı sıkıldığın güne kadar!














