![]()
Mangal kurulur kurulmaz, ortamda birden bire bir ses yükselir: “Durun, siz bilmezsiniz! Ben pişiririm!”
O anda o kişi, dünyanın en ünlü şefinden bile üstün görür kendini. Eline maşayı alır, göğsünü kabartır, etlerin başına öyle bir dikilir ki, sanki milyonluk bir ziyafet hazırlıyor. Kimse müdahale edemez, soru soramaz; çünkü “mangalın başına geçen, o günün kralıdır”.
“Çevirme çok sık olmaz, suyunu salmamalı” der, 5 dakika sonra “artık çevirmezsek kurur” diye tam tersini söyler. Eti kontrol ederken parmağını sokar, üfler, koklar ve kesin bir kararla ilan eder: “Tam kıvamında, şimdi tam yenilecek durumda!”
Tabağa koyarsınız, bir bakarsınız: dışı simsiyah kömür gibi yanmış, içi ise hâlâ rengini değiştirmemiş, neredeyse soğuk. Biri usulca “İçine bakayım mı?” demeye görsün, anında savunma geçer:
“Ya bu ateşin durumu var, ya bu etin cinsi farklıdır! Yanığı lezzetli olur, dışı kızarmış içi sulu olmalı!”
Sonuç mu? Herkes gülümseyerek “Çok güzel olmuş” der ama içinden “Bir dahaki sefere ateşi ben kontrol edeceğim” diye yemin eder. Mangal ustası ise bütün gün gururla gezer, “O günkü eti ben pişirdim” diye anlatır durur.















Bu durumda çok eğlenceli bir anı yaşanıyor gibi görünüyor! 😄