![]()
İstatistiklere göre her evde ortalama 7-8 adet şarj aleti bulunur. Eski telefondan kalanlar, tablete ait olanlar, yedek olarak alınanlar… Ama gel gör ki telefonun şarjı kırmızıya dönüp de “acil durum” ilan edildiğinde, evde tek bir tane bile bulamazsın!
Nasıl olur bu? Gözünün önünde durur, bir gün bakarsın yok olmuştur. Aramaya başlarsın:
– Yatak başlığı: Yastık altı, çekmece, yatak arkası – yok
– Mutfak: Tezgah üstü, çekmece, buzdolabı yanı – yok
– Oturma odası: Koltuk araları, sehpa altı, televizyon arkası – yok
– Hatta çamaşır sepeti, kitap rafı, ayakkabı dolabı… aklına gelen her yer – yine yok!
Sanki şarj aletleri aramayı hissettiği anda görünmezlik pelerinini giyer. “Tam pes edip yenisini alayım” diye cep telefonunu eline aldığında ise tam da o an en beklenmedik yerden çıkar: Koltuğun kenarına sıkışmış, eski bir montun cebinde, hatta bazen daha önce baktığın çekmecenin tam üstünde duruyordur!
Bu durumun kendi kuralları var:
✅ Yanında taşıdığında günlerce ihtiyacın olmaz, şarjın sonsuzmuş gibi durur
✅ Evde aradığında ise evrenin tüm güçleri birleşir ve alet adeta yerin dibine girer
✅ Yenisini satın aldığında ise eski aletler birer birer ortaya çıkar, artık dolap yedekle dolar.
Üstelik bir de “uyumsuzluk” sorunu var: Bulduğun alet ya ucu uymaz, ya kablosu kısa gelir, ya da taktığında “şarj oluyor” yazısı görünür ama saatlerce %1 artmaz. Sanki bulduğun alet de “beni ararken ne kadar uğraştıysan, ben de o kadar yavaş çalışayım” diye inat eder.
Sonuç olarak şarj aletleri, evin en gizemli canlılarıdır. Ne zaman nerede olacakları belli olmaz, aranırken saklanır, pes edince ortaya çıkar. Belki de onların da bir araya gelip kendi aralarında saklambaç oynadıkları küçük bir dünyaları vardır – bizim de onları bulmak için ömrümüzün bir kısmını harcamamız bu yüzdendir!














