![]()
Bazı konuşmalar iki insan arasında geçmez. Biri anlatır, diğeri sadece bakar. Üçüncü kez “Anlamadım” dediğinde, dışarıya çıkan cümlen genelde “Sorun değil, tekrar edeyim” olur. İçeride ise bambaşka bir mahkeme kurulur.
Karşındakiyle konuşmak, duvara usul bir şey anlatmaya benzer. Sen cümle kurarsın, o sana boş bakar. Yolun ortasına büyük harflerle “Buradan geçme” yazsan, o yazının önünde poz verir. Anlatırsın, yavaşlatırsın, elinle kolunla gösterirsin. Sonuç değişmez. Çünkü dinlemiyor, sadece bekliyor.
En sinir bozucu kısmı özgüvenidir. Anlamadığı her şeye “Bu çok basit” diye atlar. Üç adım sonra aynı kişi “Ben şimdi neredeyim?” diye sorar. Pusula bile şaşır yanında. Kafası o kadar boştur ki, oraya kuş konsa yuva yapar.
Onunla tartışmak, karanlığa seslenmek gibidir. Sen mantık ararsın, o konuyu değiştirir. Bir şey söylesen aklında tutmaz, tutsa da kendi bildiği yere çeker. Sepeti delik gibidir. Ne koysan düşer.
Sonunda sen ne olursun? Sabırla anlatan, yorulup yine gülümseyen taraf. Dışarıdan bakınca sakin, anlayışlı biri. İçeriden bakınca ise sinirinin sınırını zorlamış biri.
Demek ki bazı insanlar için konuşmak bilgi vermek değil, kendi kendine sabır sınavı yapmaktır. Karşındaki anlamadığında içinden saydırdığın o uzun cümleler, aslında sesini yükseltmeden verdiğin en büyük tepkidir. Dışarı nezaket, içeriye bütün bir tiyatro.
Hissohbet.com -BeriLa-















Bu yazıyı çok anladım ve hissettim. Teşekkürler! 💡