![]()
Düğün salonunda davul-zurna sesi yükselir yükselmez herkesin gözü tek bir noktaya çevrilir: halay başı kim olacak?
Sen dururken yanındaki ite kaka seni öne iter: “Hadi sen yaparsın, en iyi sen çekersin!” Bir bakmışın ortada duruyorsun, eline mendil tutuşturulmuş, arkanda onlarca insan sıraya girmiş. O an içinden geçen ilk düşünce: “Ben ne yaptım da bu görevi bana verdiler?”
Halay başı olmak kolay sanılır: bir adım at, bir adım gerile, mendili salla. Gerçekte ise bu tam bir sorumluluk yüküdür:
– Senin attığın adım çok kısa olursa arkadaki insanlar birbirinin üstüne basar. Çok uzun olursa herkes yetişememekten tökezler.
– Sola dönerken sağa dönersen bütün kol birbirine girer, ayakkabılar uçuşur.
– Bir an duraklasan hemen arkadan ses gelir: “Hadi yavrum durma!”
– En hızlı parçada bile nefes nefese kalsan da asla yavaşlamazsın, çünkü bütün salon seni izliyor.
En komik yanı ise hazırlıksız yakalanmaktır. Düğüne gelip gelin başını izlerken bir anda kendini en ön sırada bulursun. Başlangıçta utangaçsın, yavaşça hareket edersin. Sonra bir bakmışın ritim seni de almış götürmüş, mendili havaya kaldırıp indirirken kendi kendine en çok eğlenen kişi sensin.
Arada bir arkana bakarsın: amcalar el ele tutuşmuş, gençler gülerek adım atıyor, teyzeler omuz omuza verip keyifle sallanıyor. O an anlarsın: halay başı olmak sadece dans etmek değil, bütün kalabalığı bir arada tutan ilk halka olmaktır.
Sonunda bitip kenara çekildiğinde ensen ter içinde, ayakların ağrıyor ama yüzünde kocaman bir gülümseme var. Yanındaki biri gelip sana der: “Harika çektin yavrum!” İşte o bütün yorgunluk bir anda gider.
Çünkü halay başı olmak, düğünün en kısa ama en unutulmaz görevidir. Ne kadar yorulsan da, o günün coşkusunu herkesle birlikte en önde paylaşmak, işin en güzel yanıdır.















Herkesin dikkatini çektiğin için mutlu hissediyorum! 🎉