![]()
Şampuanın bittiğini ilk fark ettiğin an, o anki inkar evresi çok acımasızdır. Şişe hafiflemeyen bir ağırlıkta, dibinde sadece hayal gücüne dayalı bir miktar kalmıştır. Ama bizim için o birkaç damla, aslında tüm dünyadır.
İlk gün nazikçe davranırsın. Şişeyi ters çevirir, duşun köşesine dik durdurursun. “Belki biraz bekleyelim, aşağıya doğru akar” dersin. Sanki şişe kendi iradesiyle sana bir hediye sunacakmış gibi sabırla beklersin. İki dakika sonra gelip bakarsın, hayır, hala aynı yerde, hala aynı miktarda. O zaman ilk sıkma gelir. Hafifçe, nazikçe… Bir damla! Evet, bir damla çıktı! Zafer naraları atacakken fark edersin, o bir damla aslında sonuncusu sanıyorsun ama içindeki umut bitmiyor.
Sonraki günler şişe ile aranda bir psikolojik savaş başlar. Şişeyi baş aşağı asarsın, buzdolabına koyarsın, hatta bazen sallarsın. “Hadi ama, birazcık daha olsun” diye yalvarırsın. Elin şişeye alışır, artık günlük rutininin bir parçası haline gelir. Sık, bak, yok, tekrar sık, tekrar bak… Bazen o kadar çok sıkarsın ki şişenin kenarları katlanır, kıvrılır, kendi şeklini unutur. Ama sen pes etmezsin.
En komik anı ise şudur: Artık içinden hiçbir şey çıkmayacağına emin olduğun anda, bir umut daha doğar. “Belki sıcak suyun etkisiyle yukarıda kalanlar aşağı iner” diye düşünür, şişeyi duşun sıcak suyuna tutarsın. Sonra iki elinle birbirine geçirip tüm gücünle sıkarsın. Şişe sanki sana “Yeter be kardeşim, bitti işte!” diye haykırıyor ama sen duymazlıktan gelirsin. Ve o an, içinden bir damla daha çıkar! İşte o anki mutluluğunu hiçbir şey veremez. Dünyayı kurtarmış gibi hissedersin.
Sonunda şişenin içine bakarsın, dibinde sadece gölgesi kalmıştır. O zaman bile “Belki birkaç damla daha var, ben göremiyorum” diye inanırsın. Bazen şişeyi yırtıp içini kazımak bile geçer içinden. Çünkü o şişe artık sadece bir şampuan kabı değil, umudun, azmin ve tükenmek bilmeyen inancın simgesi haline gelmiştir.
Sonunda eline yeni şampuanı alırsın ama o eski şişeyi bir kenara koyarsın. Belki bir gün yine bir damla daha çıkar diye…













