![]()
İlişkilerde en çok konuşulan ihanet aldatmaktır. Oysa bazen en çok yaralayan şey, fiziksel bir aldatma değil, duygusal bir sınırın bilinçli olarak aşılmasıdır.
“Sen aldatmadın, ben de kıskanmadım” cümlesi tam da bu noktada anlam kazanır. Sorun bir başkasının varlığı değil, senin yok sayılmandır.
Güvenin İnşası ve Sevginin Pratik Karşılığı
Bir insan, “Bunu yapma, rahat etmiyorum” dediğinde aslında iki şey söyler:
-Birincisi, kendini anlatır.
-İkincisi, karşısındakine güven duymak ister.
Güven, büyük olaylarla değil, küçük sözlerin tutulmasıyla inşa edilir. Sınırını açıkça ifade ettiğin anda, karşı tarafın vereceği tepki ilişkinin niteliğini belirler. “Tamam, senin için yapmıyorum” cümlesi, sevginin pratikteki karşılığıdır. Çünkü sevgi sadece istediğini yapmak değil, sevdiğin insanı rahatsız etmemeyi seçebilmektir.
Kıskançlık Değil, Değersizlik
Bunu yapmadığında ortaya çıkan duygu kıskançlık değil, değersizliktir. İstemediğin bir davranış ısrarla tekrarlandığında, zihin otomatik olarak şu soruyu sorar:
“Benim sözüm bu kadar mı önemsiz?”
Bu soru bir kez sorulmaya başladığında, ilişkideki denge bozulur. Kişi kendini açıklamak, savunmak ve sürekli ikna etmek zorunda hisseder. Oysa sağlıklı bir ilişkide sınırlar pazarlık konusu değildir.
Görünmeyen İhanet
Görünmeyen ihanet dediğimiz şey budur. Büyük bir kavga, dramatik bir olay yoktur. Sadece her tekrarlanan küçük ihmal, içte bir şeyleri eksiltir. İnsan zamanla “Acaba abartıyor myum?” diye kendini sorgular. Oysa rahatsızlık hissetmek abartı değildir; insan olmanın doğal işaretidir.
Sonuç
Sonuç olarak, aldatmak tek ihanet biçimi değildir. Birini, onun istemediği şeyi yaparak yok saymak da bir ihanettir. Ve bu ihanet, güveni onarmayı en zorlaştıran türdür. Çünkü affedecek somut bir olay değil, kırılan bir değer duygusu vardır.
(Hissohbet.com)














