![]()
Dün hayatımın en radikal kararını verip o tırnak salonuna adım attım. Sonuç? Ellerimde adeta iki adet 10 kaplan gücünde modern sanat eseri taşıyorum. Boyları o kadar çılgın ki, tırnaklarım benden üç saniye önce odaya giriyor!
Görünüşe bakılırsa artık tırnaklarımla akrabayım, çünkü etle tırnak gibiyiz (kelimenin tam anlamıyla). Görsel şölen harika ama gelin görün ki hayat kalitem şu an sıfır.
-Telefonla imtihan: Dokunmatik ekran beni reddediyor. Arkadaşlarıma “Geliyorum” yerine “Ggörşşz” yazabildim.
-Bozuk para faciası: Yere düşen 5 lirayı almak tam yirmi dakikamı aldı. En son parayla yerde yuvarlanıyorduk.
-Kutular kapalı: Kolay açılır sandığım o kola kutusu artık benim için bir çelik kasa.
Klavye kullanırken çıkan “tık tık tık” sesiyle mahallede sekreter gibi geziyorum. Evet, şu an pantolonumun düğmesini ilikleyemiyorum ve muhtemelen bu gece bu tırnaklarla uyumaya çalışırken kendimi kör edeceğim. Ama olsun; acı yoksa kazanç da yok. Muhteşem görünüyorum, tırnaklarım sağ olsun!














