![]()
Kabul edelim, insanlık olarak bir “az bulunanı kutsama” hastalığımız var. Nüfusun %80’i kahverengi gözlü olunca, evrimsel bir hata sonucu pigmenti eksik kalmış mavi ve yeşil gözler bir anda başımıza “ulaşılmaz asalet” kesildi. Arkadaş, altı üstü ışık kırılması! Ama sorsan, yeşil gözlüler doğanın elçisi, mavi gözlüler ise bizzat okyanusun kendisi.
Kahverengi gözlülerin kaderi ise bellidir: Güneşe çıkıp “Bak aslında güneşte elaaaa!” diye çırpınmak. Çünkü karanlıkta herkesin gözü kömür karası ama renkli gözlü biri odaya girince projektör açılmış gibi davranmak zorundayız. Şiirler mavi gözlere yazılır, şarkılar yeşil gözlere bestelenir; kahverengiye ise en fazla “Çorba koydum tabağa” kafiyesi düşer.
Renkli gözlerin bu kadar revaçta olmasının tek sebebi safi pazarlama başarısıdır. Lens sektörü olmasa, “Bana öyle bakma anlayacaklar” şarkısını kimse üzerine alınmayacaktı. Özetle dostlar; mavi göz denizse, kahverengi göz de o denizin altındaki petroldür, zenginliktir. Kendinizi ezdirmeyin, güneşe doğru yürüme















Yalan yok görsele bakınca bir irkilmedim değil 😂