![]()
Elini cebine atarsın, bir şeyler arıyorsun ama parmakların bir sürü küçük şeyle karşılaşır. Çıkarırsın, bakarsın: “Bu da ne şimdi?”
Kurumuş sakız ambalajı, yırtık bilet parçası, ne zaman oraya girdiği belli olmayan bir düğme, yarısı silinmiş fiş, birkaç buruşuk kâğıt parçası ve tanımadığın minik bir plastik parça… Hiçbirinin ne işe yaradığını, nasıl oraya geldiğini hatırlamazsın.
Bazen temizlersin cebi, boşaltırsın. Ertesi gün yine aynı hikâye! Sanki ceplerin kendi kendine eşya biriktiren küçük bir depo. Kim bilir, belki de gece uyurken cebimiz bir yerlere gidip bu küçük parçaları topluyor. Sonuçta elimiz boş giriyoruz, dolu çıkıyoruz ama ne olduğunu asla tam olarak bilemiyoruz!














