![]()
Hayatın küçük ama sinir bozucu gerçeklerinden biri vardır: Ayakkabı bağı, tam da en uygun olmayan anda çözülmeyi bilir.
Sabah evden çıkarken özenle bağlarsın, çift düğüm bile atarsın, “bu kesin çözülmez” diye içinden geçirirsin. Yola koyulursun, birkaç adım atmışsındır ki… tam acele etmen gereken, karşıdan karşıya geçmen gereken ya da kalabalığın içine gireceğin sırada, ayağında bir boşluk hissedersin. Bir bakarsın ki bağ tamamen açılmış, yerde sürükleniyor.
Eğilip bağlarsın, bu sefer daha sıkı, daha sağlam düğüm atarsın. “Tamam, artık bitti” dersin. Ama beş dakika, on dakika geçmeden yine aynı senaryo tekrar eder. Sanki bağcıklar bir kural benimsemiş: Ne kadar acele edersen, ne kadar önemli bir yere yetişmen gerekiyorsa, o kadar hızlı çözülürüm!
İşin en komik yanı, evde otururken, masa başında saatlerce ayakkabının bağlı kalması, tam hareket etmeye başladığında harekete geçmesi. Sanki onlar da “senin telaşına ortak olmam” der gibi inat ed














