![]()
Otobüste ayakta yol alırken birden biri kalkıp “oturun lütfen” dedi mi, iç dünyan bir anda ikiye bölünür. Önce için sevinir: “Oh be, sonunda oturacağım, bacaklarım kesilmek üzereydi!” diye düşünürsün.
Ama tam adımını atıp koltuğa yönelirken beynin hemen başka bir soru fırlatır: “Ya bana niye yer verdi? Bu kadar mı yaşlı, yorgun ya da çelimsiz görünüyorum?”
Bir taraftan “kibarlık yapıyor sadece” diye kendini teselli etmeye çalışırsın, diğer taraftan aklından türlü senaryolar geçer. Koltuğa otururken dikleşir, omuzlarını geriye atar, “hayır ben dinçim, sadece şanslıyım” dercesine bakışlar atmaya çalışırsın.
İçten içe hem rahatlamış hem de biraz kırgın bir duyguyla yoluna devam edersin. Sonuçta oturmanın keyfi bir türlü tam olarak çıkar mı? Çıkmaz! Çünkü o soru bir kere düştü mü kafaya, bütün yol boyunca aklını kurcalar durur.














