![]()
Okulun ilk günüydü. Her yıl, nedenini tam olarak bilmediğim bir şekilde, sanki okula ilk defa geliyormuşum gibi hissederim. Giriş kapısından itibaren yoğun bir öğrenci ve veli kalabalığı vardı.
Heyecan ve özlem dolu adımlarla merdivenleri hızlıca çıkmaya başladım. Kapıdan girer girmez, ortaokula yeni başlayan öğrencilerin velileri karşıladı beni.
“Günaydın.”
Daha karşılık veremeden bir veli:
“Bir şey sormak istiyorum.”
“Tabii, buyurun.”
“Biz ilk defa beşinci sınıf olduk da… Acaba burada çocuğa bir şey olur mu? Düşer mi? Bir sıkıntı yaşar mı?”
Sorular peş peşe gelmeye başladı.
Ben de gülümseyerek:
“Merak etmeyin, arada çelme takabiliriz, geçerken omuz atabiliriz…”
dedim.
Veli, tebessüm ederek yüzüme bakmaya devam etti. Ben ise o an, söylediğim şakanın açıklamasını mı yapmalıyım, yoksa kaçıp gitmelimiyim, karar veremedim.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor:
Lütfen çocuklarınızı koruma adı altında onların çocukluklarını ellerinden almayın. Özgüvenlerini yönetmeye çalışmayın.
Çocuk düşecek, kalkacak, hata yapacak, öğrenecek, bazen üzülecek, bazen de kendi başının çaresine bakacak.
Ve eğitimciler… Yıllarca bunun eğitimini almış, birçok nesil yetiştirmiş insanlara biraz güvenin.
Çünkü çocukları pamuklara sarıp büyütürsek, bir gün hayatın sert köşeleriyle karşılaştıklarında ne yapacaklarını öğrenmeleri biraz zor olabilir.
Kısacası; çocukları koruyalım ama çocukluklarını koruma adı altında ellerinden almayalım.















İyimser bir başlangıç, güzel bir yazının habercisi! 🌞